DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
Fil ile Karınca
Yıllar önce CHP’li bir
siyasetçi kişisel sosyal medya hesabı
üzerinden bir hikaye paylaşmış
7 yıl sonra aynı hikâyeyi ‘Hala güncel.
Hatta daha da güncel!” eklemesi yaparak, yeniden paylaşma gereği duymuş.
İşte paylaştığı o hikaye…
**
Fil, kendisini ormanın en güçlü hayvanı ilan etmiş. Bütün düzeni değiştirmiş,
yeniden kurmuş. Aslan, kaplan, ayı, manda.
File karşı çıkan olmamış ormanda. Fil, önce kendi yerini sağlamlaştırmış,
“Herkes kendi arasında nasıl yaşarsa yaşasın, beni ilgilendirmez. Ama
herkes
benimle ilişkilerine dikkat etsin. Bütün kuralları ben koyacağım.
Ormandakiler de ona uyma özgürlüğünü kullanacak” demiş.
Etkisini genişletmiş zamanla fil. En güçlü o, tek yetkili o, gerisi sefil.
Artık sadece fille ilişkiler değil, bütün hayvanların kendi aralarındaki
ilişkiler de filden ve çevresinden sorulur olmuş. Öyle ki, ormandaki nüfus
artışı bile filin işi olmuş. Tek tek doğum yapan hayvanlara kızmış,
“Bakın bir seferde 4-5 yavru
doğuranlar var. Ne bu tembelliğiniz. Benimle oyun oynamayı bırakın, gidin
genlerinizle oynayın, daha çok yavru doğurun” diye çıkışmış.
Her şeyi sineye çekmiş ormandakiler.
“Yeter ki” demişler,
“boşalmasın kiler”.
**
Filin “değişiyoruz, değişiyoruz” naralarıyla girmiş orman şekilden
şekle.
İş o noktaya gelmiş ki, eşit sayılmış maymun eşekle. Zira fil, kimi kime uygun
görürse ona göre şekillenirmiş ormanda yaşam.
Bir tek, “Ne güzel
buyurdunuz”, “Biz de tam böyle yapacaktık”, “Bundan daha
mükemmel olamazdı”, “Bu hızla bütün ormanları geçeriz” sözlerine
izin veriliyormuş. Öteki bütün sözler ” istikrar bozucu”
bulunuyormuş.
Arada hakkını aramaya kalkan olursa hemen müdahale ediliyormuş. Üzerine, “geber gazı” sıkılıyormuş.
Filin bir özelliği de kindar olmasıymış.
Kendisine yapılan hiçbir şeyi unutmuyormuş. Aradan ne kadar zaman geçerse
geçsin, intikamını alıyormuş.
Hortumuna geleni vuruyor, ayağına geleni eziyormuş. Hiç kimseyi dinlemiyormuş.
Bir gün söylediği ertesi güne uymuyor, doğru budur diyeni duymuyormuş. Bundan
karıncalar da payını almış, yuvaları filin ayaklarının altında kalmış. Tam o
sırada bir karınca, fil hortumunu topraktan çıkarınca, girmiş hortumun içine.
Karınca az gitmiş uz gitmiş, kendisine hortumun içinde iyi bir yer etmiş.
Fil başlamış kaşınmaya. Hortumunun içi karıncalanıyor, nedenini anlayamayınca
beyni de karıncalanıyormuş. Kalınca bir ağacın yanında durmuş, hortumu
gövdesine vurdukça vurmuş. Bir türlü karıncalanmayı gideremiyormuş. Üstelik
hortumu da fena halde acımaya başlamış.
Bir hamle daha ağacın gövdesine vurunca, ağaç devrilip üzerine düşmüş. Fil ilk
kez bu kadar âciz duruma düşmüş. Bereket demiş kimse yok etrafta, arada bir
yanından geçtiği koca kayanın nerede olduğunu düşünmüş, hah şu tarafta.
Bu kez kayalara vurmuş hortumunu, arada geçen olursa duruyormuş, anlatamıyormuş
durumunu. Hortumu kayaya vurdukça kaşıntıları artmış, kaşıntıları arttıkça daha
çok vurmak istemiş. Derken iflas etmiş bedeni, anlayamadan nedeni, uzanıp
kalmış fil.
**
İşte böyle efendim. Fili yenmiş bir karınca.
Ateş bacayı sarınca, fil güya ulaşılmaz bir noktaya varınca, etrafındaki
herkesi kırınca, kendisinden güçlü hiçbir hayvan olmadığını sanınca. Sonunda
olan olmuş, küçük bir karınca koca bir filden daha güçlü olmuş.
Böyledir hayat.
En güçlü olduğumuz an, aynı zamanda en zayıf olduğumuz andır.
Benzer Yazılar
-
Valimiz Sayın Muammer EROL’un 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
-
BAŞKAN GÜLER’DEN “8 MART KADINLAR GÜNÜ” MESAJI
-
BAŞKAN GÜLER’DEN BERAT KANDİLİ MESAJI
-
Valimiz Sayın Muammer EROL’un Berat Kandili Mesajı
-
Ticari Ahlaksızlık…
-
AK DEĞİŞİM YOLDA…
-
Pancara Gelince!
-
Hayırlı Olsun…
-
Kahverengi Kokarca…
-
Bu Şehir…
-
SORUNUN CEVABINI SİZ VERİN!
-
Kerameti Koltukta Sananlar!